İş Kazası Hangi Kanunla İncelenir?
Blog — Eylül 12, 2026
Çalışma hayatında aniden meydana gelen ve çalışanların bedensel veya ruhsal bütünlüğünü bozan üzücü olaylar, ciddi hukuki süreçlerin başlamasına neden olur. Böyle bir durumla karşılaşan mağdur çalışanlar, aileleri ve işverenler haklı olarak iş kazası hangi kanunla incelenir sorusunun yanıtını ararlar. Türkiye’de iş kazaları tek bir mevzuata bağlı kalmaksızın, olayın meydana geliş şekline, ortaya çıkan zararın niteliğine ve hukuki sorumluluklara göre birden fazla temel kanun kapsamında bütüncül olarak değerlendirilir.
Hak kaybına uğramamak ve yasal süreçleri doğru yönetebilmek için hangi kanunun hangi aşamada devreye girdiğini bilmek hayati önem taşır. İş kazaları; sosyal güvenlik haklarından ceza sorumluluğuna, tazminat davalarından iş sağlığı tedbirlerine kadar geniş bir yelpazede ele alınır.
Türkiye’de İş Kazası Mevzuatının Temel Yapısı
İş hukuku sistemi, çalışanı koruma ilkesi üzerine inşa edilmiştir. Bir iş kazası yaşandığında birden fazla hukuk disiplini aynı anda harekete geçer. Adeta bir binanın taşıyıcı kolonları gibi, farklı kanun maddeleri sürecin farklı boyutlarını üstlenir.
Kazanın ardından idari, hukuki ve cezai olmak üzere üç ana koldan inceleme başlatılır. Bu incelemelerin her biri ayrı bir kanuni dayanaktan beslenir. Dolayısıyla “tek bir kanun” aramak yerine, olayın hukuki boyutlarına göre ilgili mevzuatları incelemek en doğru yaklaşımdır.
5510 Sayılı Kanun: Sosyal Güvenlik Açısından İş Kazası
Bir olayın resmi olarak “iş kazası” niteliği taşıyıp taşımadığı ilk olarak 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında tespit edilir. Bu kanun, sigortalının kaza sonrasında sağlık yardımlarından ve geçici ya da sürekli iş göremezlik ödeneklerinden yararlanabilmesinin temel şartlarını belirler.
5510 Sayılı Kanuna Göre İş Kazası Sayılan Durumlar
5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi, hangi hallerin iş kazası sayılacağını açıkça emreder. Kanuna göre aşağıdaki durumlarda meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaylar iş kazasıdır:
* Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olaylar,
* İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürüttüğü iş nedeniyle,
* Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
* Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
* Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında.
Görüldüğü üzere, yapılan iş ile kaza arasında doğrudan bir bağ olmasa bile, olayın işyerinde gerçekleşmesi dahi 5510 sayılı Kanun uyarınca olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi için yeterlidir.
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Önleyici Sorumluluk
Kazanın nasıl meydana geldiği, işyerinde gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığı ve işverenin organizasyon yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde incelenir. Bu kanun, kazadan korunma yollarını ve kaza sonrasındaki idari sorumlulukları düzenler.
İşverenin Denetim ve Bildirim Yükümlülükleri
6331 sayılı Kanun, işverene işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için her türlü tedbiri alma zorunluluğu yükler. Kaza meydana geldikten sonra İş Müfettişleri ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetmenleri bu kanuna dayanarak inceleme yapar. Kazanın ardından işverenin en geç 3 iş günü içinde olayı Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirme zorunluluğu da yine bu mevzuatla sıkı kurallara bağlanmıştır.
Risk Değerlendirmesinin Hukuki Boyutu
İş müfettişleri kaza yerinde yaptıkları incelemelerde, 6331 sayılı Kanun uyarınca hazırlanması zorunlu olan risk değerlendirme raporlarını mercek altına alır. Kazanın öngörülebilir bir risk olup olmadığı, bu riske karşı önlem alınıp alınmadığı tespit edilir. Risk değerlendirmesinin yapılmamış olması veya yetersizliği, işverenin kusur oranını doğrudan artıran temel etkenlerden biridir.
Tazminat Hakları ve Türk Borçlar Kanunu
Kaza sonrasında mağdur olan işçinin veya hayatını kaybeden işçinin yakınlarının maddi ve manevi tazminat talepleri 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre karara bağlanır. İş Hukuku tazminatın türlerini belirlerken, hesaplama yöntemleri ve kusur sorumluluğu Borçlar Kanunu’na dayanır.
Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Hangi Maddeler Uygulanır?
İş kazası sonucu yaralanan veya engelli hale gelen işçi; iş göremezlik tazminatı, tedavi giderleri ve yaşadığı eleme karşılık manevi tazminat talep edebilir. Kazanın ölümle sonuçlanması halinde ise ölenin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı davası açabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi, işverenin işçinin kişiliğini koruma ve gözetme borcunu düzenler. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, TBK’nin 49. ve devamı maddelerindeki haksız fiil sorumluluğu hükümleri işletilerek tazminat miktarı belirlenir. İş Mahkemeleri, bu davalarda Borçlar Kanunu esaslarını ve Yargıtay içtihatlarını uygular.
Ceza Sorumluluğu Açısından Türk Ceza Kanunu
İş kazaları sadece bir özel hukuk sorunu değildir; aynı zamanda kamu düzenini ilgilendiren bir ceza hukuku konusudur. Kazada yaralanma veya ölüm meydana gelmişse, sorumlular hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında adli soruşturma açılır.
Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, kaza anında ihmali veya kusuru bulunan işveren, işveren vekili, iş güvenliği uzmanı veya şantiye şefi gibi ilgililerin ceza sorumluluğu araştırılır:
* Kazada yaralanma varsa TCK m. 89 uyarınca “Taksirle Yaralama”,
* Kazada ölüm gerçekleşmişse TCK m. 85 uyarınca “Taksirle Öldürme” suçu gündeme gelir.
Ceza mahkemeleri, bilirkişi raporları doğrultusunda sanıkların asli veya tali kusurlu olup olmadıklarını tespit ederek hapis veya adli para cezasına hükmedebilir.
Sık Sorulan Sorular
İş kazası geçiren bir işçi SGK bildirimini kendi yapabilir mi?
Evet, işveren kazayı 3 iş günü içinde SGK’ya bildirmezse veya bildirmekten kaçınırsa, kaza geçiren işçi ya da yakınları durumu doğrudan SGK’ya yazılı olarak bildirebilir veya İş Mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açabilir.
İş kazası tazminat davalarında zaman aşımı süresi kaç yıldır?
İş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davalarında zaman aşımı süresi Türk Borçlar Kanunu gereğince kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Ancak kaza aynı zamanda ceza kanunlarına göre daha uzun zaman aşımı süresine tabi bir suç oluşturuyorsa, ceza zamanaşımı süreleri uygulanır.
İş kazası incelemesini adli olarak kim yapar?
Adli süreçte inceleme, olayın meydana geldiği yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Savcılık, kolluk kuvvetleri (polis/jandarma) ve iş sağlığı güvenliği alanında uzman bilirkişiler aracılığıyla olay yerinde keşif yaparak kusur durumlarını tespit eder.
#İş Kazası Hangi Kanunla İncelenir